Kayıtlar

Bereket Kültü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ANKARA HACIBAYRAM TEPESİ

Resim
Anadolu’da Tarih, bir yeryüzü tanrıçası olan Ana Tanrıça ile başlamıştı. Binlerce yıl varlığını koruyan ve etkisini nesillerden nesillere aktaran Ana Tanrıça halkların mayasıydı. O, göklerde değil, yerde insanların yanı başındaydı.  Dokundukları, gördükleri, kokladıkları hayranlık duydukları her şeydi. O, sadece insanların değil; toprağın, suyun, çiçeklerin, kuşların ve böceklerin de tanrıçasıydı. Doğanın ta kendisiydi Ana Tanrıça. Bir ilkçağ çiftçisi evinin bir köşesine koyduğu Tanrıça heykelini izlerken onu görüyordu. Tıpkı bir orta çağ ermişinin aynada kendine bakarken tanrıyı görmesi gibi. Ankara denilince ilk akla gelenler Ana Tanrıça Kybele ile Friglerin ilk kralı Gordios’un oğlu Midas’tır. Ankyra’nın kurucusu olarak tanrılaştırılmışlardır. Tanrı Kral uygulamasının başlamasına neden olmuştur. Frigler ve Frigli rahipler, Midas ve Kybele’ye olan saygılarının kanıtı olarak, Kybele’nin daha önce konakladığı tepeye, bir tapınak yaptılar. Helenistik ya da sonrasında...

ANKARA ALTINDAĞ İLÇESİDİR

Resim
Ankara Altındağ’dır… Öyledir çünkü Altındağ’daki tarihi yapılar ve anıtlar Ankara’nın kent kimliğinin en önemli unsurlarıdır. Bu nedenle Ankara’yı Ankara yapan tüm değerler Altındağ’dadır.  Türkiye Cumhuriyet'inin kuruluş yıllarındaki Ankara'sının ''Gözbebeği''. İlk Meclis burada, Ankara Kalesi burada. Hacı Bayram burada, Çengel Han ve Vehbi Koç'un bakkal dükkânı bile burada. Ankara'yı tanımak için Altındağ İlçesi'nin tanınması gerekiyor. Böylelikle, Ankara'ya adını veren Friglerin ünlü kralı Midas'a kadar nostaljik bir gezi yapma olanağı da doğar.   Kente adını veren Kral Midas, M.Ö. 719-707 yılları arasında Gordion'da hüküm sürmüştür. Friglerin Ankara'da; öncelikle Hacıbayram Tepesi, Ogüst Mabedi, Hamamönü, Çankırıkapı bölgesiyle Fidanlık arasında yerleştikleri anlaşılmaktadır. İlk yerleşim merkezi olmaya başladığı yıllardan itibaren Ankara, Altındağ bölgesinde kurulur ve gelişir. Ankara Kalesi, Hacıbayram tepesi, ...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ NEOLİTİK ÇAĞ

Resim
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesini gezip, bilgilendikçe üzerinde yaşadığım toprakların aynı zamanda” İnsanlık Tarihi” nin hikâyesi olduğunu öğrendim. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bundan yaklaşık 10 000 yıl öce, yeni taş baltasıyla avlanmaya çıkan atalarımızdan Xbalta, av bulamadığı için otsu ve tohumlu yabani bitkiler toplamak zorunda kalmıştı. Bunlardan biri de mısır olmalıydı. Bitkinin püsküllü kabuğunu soymuştu. Koçan olarak adlandırılan kısım üzerindeki taneleri hırsla ısırırken, bir taraftan da sinirli bir şekilde, elindeki balta ile önündeki toprağı eşeliyordu. Koçandan düşen tanelerden bir kısmı eşelediği toprağa düşmüştü. Kışın sona erip, güneşin parladığı bir gündü. Birden bastıran yağmurdan kurtulmak için en yakın mağaraya koştu ve toprağa düşen taneleri unuttu. Güneşli ve yağmurlu geçen günlerin sonunda bir gün, unuttuğu topraktaki mısır tanelerinin filizlendiğini gördü. Büyük bir dikkatle gelişmelerini ve büyümelerini izledi. Sonuçta...