Kayıtlar

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ANKARA

Resim
Payitaht İstanbul’dan Başkent Ankara’ya, İmparatorluktan Cumhuriyete giden ve 19 Mayıs 1919’da başlayan süreçte Ankara hem işgalden kurtarılmanın karar merkezi hem de yeni kurulan devletin çağdaşlaşma atılımlarının merkezi olmuştur. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini açıp, çocuklara armağan ettikten sonra, 13 Ekim 1923 tarihinde ‘’Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.’’ Kanun maddesi kabul edilmişti. Bu tarihten sadece 16 gün sonra, 29 Ekim 1923 Pazartesi günü ‘’hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’’ dendikten sonra doğan devletin adının ‘’cumhuriyet’’ olduğu kabul edilmiş ve ülkeye duyurulmuştu. Ankara’nın ‘’Başkent’’ ve Yeni Türkiye Devleti’nin yönetim şeklinin ‘’Cumhuriyet’’ olduğu Nutuk’ta Mustafa Kemal tarafından bu şekilde belirtilmişti. Belirtilmişti ama hiç kimse yoksulluklar içinde, sosyal yaşamı olmayan, evsiz, yolsuz, elektriksiz, susuz ve kıraç bu Anadolu kasabasını benimsememişti.  Yabancı devletlerin büyük bir bölümü elç...

BAŞKENT ANKARA

Resim
Ankara… Ankara… Güzel Ankara! Seni görmek ister her bahtı kara, Senden yardım umar her düşen dara. Yetersin onlara güzel Ankara. Dizeleriyle tanımıştım sanal olarak Ankara’yı. 1963 yılında Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi'ne geldiğimde gerçek Ankara ile karşılaştım. 1969 yılına kadar öğrenci olarak kaldım Ankara'da. Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi'ni, Ankara Atatürk Lisesi'nde Konuk okul olarak bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Fizik bölümünde 5 yıl lisans öğrencisi olarak bulundum. Bir yıl gecikme ile okullar bitti ve 1969-1970 öğretim yılında Isparta'da, Sanat Enstitüsü ve Teknisyen Okulu'nda, Matematik-Fizik öğretmeni olarak göreve başladım. 1972 yılı Ocak ayında, görülen lüzum üzerine bakanlık emrine alınmamla birlikte, tekrar Ankara’ya döndüm.  57 yıl daha Ankaralı olarak yaşadım. Ankara’yı tanımak ve tanıtmak boynumun borcudur diye düşündüm. Haydi, başlayalım öyleyse… Ankara, Türk gezginlerle ...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ URARTU KRALLIĞI

Resim
Van Gölü’nün güneydoğu sahilindeki başkenti Tuşba olan Urartu Krallığı, özellikle Asur imparatorluk devrinde, Anadolu’nun siyasi tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Başkent Tuşba günümüzdeki Van kalesi'dir.  Krallığın merkezi, Van Gölü’nün doğu ve güneydoğu sahillerinde yer alıyordu. Yazılı kaynaklardan öğrenildiğine göre Urartular, İ.Ö. 13. yüzyılın sonları ile İ.Ö. 6. yüzyılın başları arasındaki dönemde, Van merkez olmak üzere, devlet olarak ortaya çıkmışlardır. Urartu toprakları yüksek ve kayalık dağlarla çevrili düzlüklerden, platolardan, dar ve derin vadilerden meydana gelmiştir. Doğu Anadolu’nun sert doğa koşullarına uymak zorunda kalan Urartular, hayvancılık ve ziraatta başarılı olmuşlardır. Doğu Anadolu Bölgesi hayvan yetiştirilmesine uygun olduğu kadar ziraata elverişli ovalara ve zengin maden filizlerine de sahiptir. Eski zamanlardan beri, bölgenin bu doğal zenginlikleri, Mezopotamya kavimlerinin dikkatini çekmiştir. Bu zenginliklerden dolayı bu topra...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ GEÇ HİTİT KRALLIĞI

Resim
Hititlilerle ilgili ilk görsel bilgim İvriz Kaya Anıtı ile gerçekleşmiş, Tarih Öğretmenimiz Hüseyin Seçmen’in aktardığı bilgilerle olgunlaşmıştı. Ardından Ankara Anıtkabir Aslanlı yolda Hititlerin sanat üslubu ile yaptıkları, kuvvet ve sükuneti temsil eden aslan heykelleri ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserleriyle de doruk noktasına çıkmıştı. Anadolu’da varlığını sürdürmüş uygarlıkların geleceğe bıraktıkları eserlere bakıldığında, onları genellikle göz alıcı bulmaktayız. Eserlerin yaratıcılarının, bu süreçte hangi kaygı ile hareket ettiklerini tam olarak bilenmese de “güzellik” arayışlarının olduğunu rahatlıkla söylenebilir. Bergama Sunağı, Herakles Lahdi, Truva Eserleri ve daha niceleri, bizlere estetik kaygısı olan bir sanatçının elinden çıktığı hissini verir. Hitit eserlerine baktığımızda genellikle aynı incelik hissedilmese de onların sanatçı kişiliğinin olmadığı anlamına gelmez. Hitit mimari ve sanat anlayışının geleceğe etkisi o kadar büyü...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ FRİG KRALLIĞI

Resim
Frigler denince aklıma ‘’Eşek Kulaklı Midas’’ miti geliyor. Liseli yıllarımızda tarih derslerini sıkıcı olmaktan kurtarmak isteyen bazı öğretmenlerimiz senaryolar ve mitlerle derse girerlerdi. Ben de bu senaryolardan biri ile, Fethiyeli Midas ile Frigler konusunu işlemek istiyorum. Frig Kralı Gordios ölmüştür. Halk çok üzgündür. Kral Gordios, yerine geçecek kimse bırakmamıştır. Ülkenin ileri gelenleri toplanır ve kâhinlerden yardım ister. Kâhinler kehanette bulunurlar ve şu andan itibaren Gordion'a arabasıyla ilk giren kral olacaktır derler. Kehanete uygun olan ise Kral Midas'tır. Krallığı gibi yaşamı ve ölümü üzerine de mitolojiler yazılmıştır. Yaşamı boyunca acılar çekmiş olan Midas, "eşek kulaklarıyla" ve dokunduğu her şeyi altına çevirmesiyle ünlenmiştir. Telmessos (Fethiye) Antik inde yaşamakta olan Midas’ın Mitolojiye göre acı dolu hayat öyküsü şöyle başlar. Her nasılsa Telmessos’tan demir çemberli tekerlekleri olan bir araba ile ayrılan Midas Kral...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ HİTİT İMPARATORLUK ÇAĞI

Resim
Yazılı metinlere göre; Asur Koloni Çağı’nın son safhalarında, Hititler Anadolu’da şehir beylikleri halinde yaşamaktaydılar. Şehir beylikleri halinde yaşayan Hititlerin birleşmesiyle, Anadolu’nun merkezi sistemle idare edilen ilk devleti kurulmuştur.  Eski Asurlu Kolonileri kuranların Anadolu’yu terk etmesinden bir süre sonra, Hitit devletinin başarılı krallarından biri olan I. Hattuşili, devletin başkentini Kaniş ’ten Hattuşa’ya, bu günkü Boğazköy’e taşımıştır. Ülke içindeki politik çekişmeler nedeniyle zayıflayan Eski Hitit Krallığı İ. Ö. II. binin ikinci yarısında, yeniden kuvvetlenmiş ve bir imparatorluk haline gelmiştir. Mısır’la Babil’in yanında, Ön Asya’nın üçüncü büyük politik gücünü oluşturmuştur. Eski Hitit Krallığı olarak anılan dönemde sanat, başta Boğazköy olmak üzere; Anadolu geleneğine bağlı olarak Alacahöyük, Eskiyapar, İnandık, Maşathöyük gibi yerlerde yeşermiştir. Seramikte teknik ve form, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda yaratılmış ol...

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ ASUR TİCARET KOLONİLERİ

Resim
Asur Ticaret Kolonileri Çağı başlangıcı aynı zamanda Anadolu’da yazılı tarihin ve Orta Tunç Çağı’nın başlangıcıdır. M.Ö.1960 yıllarında Kuzey Mezopotamya’daki Eski Asur Devleti, Anadolu ile gelişmiş bir ticaret sistemi kurmuştu. Bu dönemde Anadolu’daki çoğunluğu Geç Hattiler’in ya da yerli halkın oluşturduğu feodal şehir krallıkları oluşturuyordu.  Mezopotamyalılar, Asur’un öncülüğünde, Kuzey komşuları ile geniş ve sistemli ticari ilişkiye girdiler. Beraberlerinde Anadolu’ya yabancı olan dillerini, çivi yazılarını ve silindir mühür geleneğini getirdiler. Böylece, Anadolu M.Ö. 1950 yıllarından itibaren yazılı tarih çağlarına girmiş oldu. Tüccarlar gidiş ve gelişlerinde ulaşım aracı olarak eşek kervanları kullanıyorlardı. Anadolu’ya gelirken kullandıkları yol; Diyarbakır, Malatya, Urfa, Maraş ya da Adana’yı İç Anadolu’ya bağlayan Toros Dağları arasındaki geçitler idi. Ticaretin temelini Asur’dan Anadolu’ya getirilen kalay, keçi kılı, dokuma ürünleri, elbise kumaş...